danisman
Consultant
- Kayıt
- 27 Nisan 2009
- Mesaj
- 1.504
- Tepki
- 30
Sahip olduğunuz güçlerin, gerçekten farkında olsaydınız, çocukken izlediğiniz ve hayranı olduğunuz birçok süper kahramana değil, kendinize hayranlık duymaya başlardınız. Şaka yapmıyorum, gayet ciddiyim.
İnsanların birçoğu, sahip oldukları yeteneklerin farkında bile değildir, sizde bunlardan birisi olabilirsiniz, kaldı ki, bu çok yüksek bir ihtimalle böyle. Nasıl bu kadar emin konuştuğumu düşünmeye başladığınızdan eminim, fakat bu benim keşfetmiş olduğum bir özelliğim, o yüzden, bu kadar emin bir şekilde size bunu söylüyorum.
Size, birkaç soru sormak istiyorum, biliyorum diyorsunuz ki, her yazınızda sorular soruyorsunuz, yok mu bunun bir sonu, var elbette, olmaz mı, fakat ben size soru sormadığım zaman, bu okuduklarınız, belki anlamlı bulduğunuz veya hiçbir anlam yükleyemediğiniz yazılar olarak kalacaktır.
Sorduğum sorular, sizinle, daha yakın bir diyalog kurabilmemi sağlıyor, siz bu yazıyı okurken, ben belki de uykuda olacağım, fakat bu sorular sayesinde, sizinle bir irtibat kurduğum için, yazılarımız, sohbet havasında olacak ve birlikte zaman geçirmiş olacağız.
Nasıl? Güzel değil mi? Sanırım, itiraz etmeyeceksiniz bu duruma, çünkü yazıyı yazan insanla birlikte, yazıyı okumak ve anlamaya çalışmak, keyifli bir zaman dilimi yaşamamıza olanak tanımış olacak.
Bu nasıl olacak ki, diyorsunuz? Böyle bir şey olabilir mi? Daha şimdiden, bu soruları duyuyorum ve haklı olduğunuzu da, söyleyebilirim. Fakat tamamen haklı olduğunuzu düşünmeyin sakın, birazdan bu düşüncenizde, çok da haklı olmadığınızı, okuyacağınız satırlarla baş başa kaldığınızda anlamaya başlayacaksınız.
Olabilir mi? Mümkün mü? Nasıl yani, gibi sorularınızı yanıtlayacak olan satırlarımıza başlayalım mı? Peki, başlayalım o zaman, bence mahsuru yok, çayınız, kahveniz veya sevdiğiniz içeceğiniz masanızda ve elinizin altındaysa, başlayabiliriz.
Bazen düşündüğünüz veya aklınızdan geçirdiğiniz bir arkadaşınızın, işte tam o sırada, karşınıza çıktığına veya sizi telefonla aradığına şahit oldunuz mu? Hep hayalini kurduğunuz bir iş, kapınızdan girdiğinde şaşırdınız mı? Peki, sadece bu kadar mı, elbette ki hayır, bazen aklınızdan geçen bir lezzete, yiyecek, içecek veya benzeri bir şeyler işte, ansızın bir arkadaşınızın sofrasında rastladığınız oldu mu? Uzun zamandır aramayan sevgili, ummadığınız bir zamanda aradı mı? Bu örnekler çoğaltılabilir, sanırım konuyu nereye getireceğim hakkında küçük bir ön bilgi için bu kadarı yeterlidir.
Bu soruların bazılarına veya tümüne “evet” dediğinizi duyar gibiyim, buna hiç şaşırmadım. Biliyorum, birçoğunuz, bunu hayatınızda, defalarca yaşadınız ve yaşamaya devam edeceksiniz. Bu, her insanın yaşadığı bir durumdur ve bu yaşadıklarınız çok mühimdir, kimileri bunu sadece bir rastlantı olarak değerlendirir, kimileri de bunu bilerek ve isteyerek yaşar. Bilerek ve isteyerek diyorum ama belki de bunu yaşamayı bilinçli olarak istemeseniz de, yaşarsınız. Bu konuda yazılmış, belki binlerce makale, yazı ve kitap vardır. Avrupalılar ve Amerikalılar bu konuları açıklığa kavuşturmak için defalarca setler kurmuşlar ve filmlerini yapmışlardır.
Çoğu kez, bu filmleri büyük bir gerilim içerisinde izlediniz ve gizemli bir güç olarak kabul ettiniz ve hatta yok daha neler, dediniz, oysa bu gizemli bir güç değil, her insanda olan bir yetenek ve kullanabileceği bir güç. Daha önce duydunuz mu, bilmiyorum, bilenleriniz olduğu kadar, ilk kez duyanlarda olabilir. Telepati’den bahsediyorum, yani insanların isteyerek, bilerek veya hiç farkında olmadan kurdukları iletişimden. Buna ben kendimce “isteyin, ulaşın, isteyin, gerçekleşsin” diyorum.
Yani, istediğiniz her şey mutlaka gerçekleşir, siz yeter ki, isteyin. Bunu tüm kalbimle inanarak yazıyorum, çokbilmiş bir insan edasıyla değil, buna inanan bir insan olarak size aktarıyorum. Daha dün gece bunun bir denemesini yaptım, aslında direk sorup annemden bunun yanıtını alabilirdim, fakat böyle yapmadım.
Aklıma uzun zamandır kullanmadığım yüzüğüm geldi geceleyin ve nerede olduğunu düşünmeme rağmen hatırlayamadım. Mutlaka evde bir yerlerdeydi ama o an hatırlayamadım ve aklıma gizli iletişim kurmak fikri geldi. Birçok kez deneyip hiç yanılmadığım gibi, bu denememde de kesin ve yüzde yüz sonuca ulaşmam beni hiç şaşırtmadı.
Üst kata çıktım ve uzandım, gözlerimi kapattım, yüzüğümü düşünmeye başladım ve onu çok istediğim halde, kullanamadığım için üzüntümü paylaştım. Kiminle mi? Elbette ki kendimle paylaştım, dış dünyadan tamamen arındırılmış bir şekilde tüm bunları düşündüm. Dışarıda olan seslere, gürültüye aldırmadım, sadece kendimi dinledim. Onu tekrar kullandığım zaman, bana ne kadar çok yakışacağını düşündüm. Öylece uyuyup kalmışım, sabahleyin uyandım ve kahvaltımızı yaptık, sonra yola koyulduk.
Araba ilerlemeye başlayalı henüz üç dört dakika bile olmamıştı, annem, “geçenlerde koltuğun altında yüzüğünü bulmuştum, bir aydır çantamda gezdiriyorum, bu gün, yarın derken, unuttum sana vermeyi” dediği zaman, istediğim şeyin sinyalinin, sahibine nasıl ulaştığına şaşırıp kaldım.
Aslında bildiğim ve istediğim bir şeydi, gece bu sinyali yollarken çok bilinçli bir şekilde yapmıştım, fakat yüzüğümün annemde olduğunu bilmiyordum, ben birisinde olabileceğini aklıma bile getirmemiştim, dikkat ederseniz, yüzüğüm kimdeyse, sinyali almış ve cevap hiç gecikmemişti.
Evet, bu anlattığım olayı henüz bu sabah yaşayan bir insanım. Siz de buna benzer beklide defalarca olay yaşadınız, belki farkında olarak, belki de hiç farkında olmayarak. Burada size anlatmak istediğim, insan gerçekten de, çok özel güçlerle ve kuvvetlerle donatılmıştır, sadece bunu keşfetmelisiniz ve yaşamınızda uygulamalısınız.
Ayrılmak üzere olduğunuz bir sevgilinizi düşünün, arıyorsunuz, telefonlarınızı açmıyor, mesajlarınıza yanıt alamıyorsunuz ve siz gün geçtikçe bu durum karşısında olumsuzluklar içerisinde savrulup gidiyorsunuz. Bu kötülüğü yapmayın kendinize, yapmanız gereken şeyler çok kolay, bunun için para veya başka şeyler harcamanıza gerek yok. Sadece düşünün, hayal edin ve her şey yoluna girsin, siz isteyin yeter ki, karşınızda ki, siz neyi nasıl isterseniz, o şekilde hareket edecektir. Sabırlı olun ve bekleyin, göreceksiniz, dediğim sonuçları elde etmeye başlayacaksınız.
Bu nasıl olacak, şimdi de bu konuda konuşalım, ne dersiniz? Bu arada çayınızı/kahvenizi tazelemeyi unutmayın.
Sizi aradığı zaman, telefonunuz çaldığında veya güzel bir mesaj geldiğinde neler hissediyordunuz? Onunla buluştuğunuzda, konuştuğunuzda neler hissediyordunuz? Onun size aldığı küçücük hediyeler için neler hissetmiştiniz? Onunla ilk kahvaltı yaptığınız veya simit yediğiniz o günü hatırlıyor musunuz? Peki, ya ilk konuştuğunuz an, neler hissetmiştiniz? İlk bakıştığınızda, ilk el ele tutuştuğunuzda, duygularınız nasıldı? Tüm bunları hatırlıyor musunuz? Elbette ki hatırlıyorsunuz, unutmak mümkün mü? O, sizin için, kavgalarınıza, gürültülerinize, anlaşmazlıklarınıza ve çatışmalarınıza rağmen, biliyorum, en değerliniz.
Şimdi, yukarıda saydıklarım içinde yaşadığınız heyecan, mutlulukları ve hayalleri, tekrar yaşayabilir misiniz?
Rahat olacağınız bir yere geçin, yalnız kalacağınız ve kimsenin sizi rahatsız edemeyeceği bir yere oturun. Bu tamamen size kalmış bir durum, nerede rahatsanız orada oturun, gözlerinizi kapatın ve o heyecanları yaşamaya başlayın.
Farz edin ki, telefonunuz çalıyor ve arayan sevgiliniz, gerçekte, aradığı zaman ne kadar mutlu oluyorsanız, düşünürken aynı şekilde mutlu olun. Devam edin, aklınıza, onunla ilgili gelebilecek, tüm güzellikleri getirin, tüm heyecanları yaşayın, zaman ayırın bunun için, bu, sizin, onun için peşinden koşturmaktan, onu merak etmekten ve olur olmaz düşünceler içerisinde dolanmaktan, daha iyi sonuçlar doğuracaktır, bundan emin olun.
Göreceksiniz, yollamış olduğunuz tüm pozitif düşünceler karşı tarafa ulaşacak ve gerekli mesajınızı mutlaka alacaktır. Tüm bunları yaparken inanın ve mesajınızın yerine ulaşacağından kesinlikle emin olun.
Bu şöyle bir şey, siz telefonla bir yeri ararsınız, numaraları doğru çevirdiyseniz, karşı taraf sizin aradığınızı duyar ve telefonu açar. Burada en önemli nokta işte burası, telefon numaralarını doğru çevirdiğinizden ve pozitif şeyler düşündüğünüzden emin olun, göreceksiniz, aradığınız kişi, isteklerinize mutlaka cevap verecektir.
Size bir örnek daha vereyim, bir zamanlar, çok samimi olduğunuz ama tanıdıkça sevmemeye başladığınız bir arkadaşınız oldu mu? Olmuştur mutlaka, sizin, onun hakkında düşünmeye başladığınız şeyleri, karşı tarafta hissetmeye başlar, çünkü bilinçaltınızdan, telefon numarasını çevirdiniz ve yeni düşüncelerinizi ona aktarmaya başladınız. Siz onun hakkında ne düşünüyorsanız emin olun, benzer şeyleri o da sizin için düşünmeye başlayacaktır. Bir süre sonra ilk karşılıklı tartışmanızda, buna şahitlik edersiniz.
Unutmayın, tüm bunları kullanabilmek ve gerçekleştirebilmek için, beyninizde saklı olan ve henüz düğmesine basmamış olduğunuz düğmeye dokunmalısınız. Dokunmayı başarabilmelisiniz, bu güç size ait ve kullanılmayı bekliyor.
Ne kadar başarılı olursunuz veya olamazsınız, ben o konuda size bir garanti veremem, fakat size söyleyeceğim çok önemli bir şey var; isteyin, hayal edin, düşünün ve isteğinize ulaşın.
Sizden önce, birçok kişi bunu başardı, farkında olmadan, siz de defalarca bunu yaptınız, uyku öncesi ve uyku sonrası tamamen açık olan bu sinyal yollama gücünüzü birçok kez yaptınız. Şimdi yapmanız gereken, farkında olmadan kullandığınız bu gücü, farkında olarak, bilinçli bir şekilde kullanmak, hepsi bu kadar basit.
Deneyin, denemekten hiçbir şey kaybetmeyeceğinizden emin olabilirsiniz. Unutmayın, böyle bir güce sahip olduğunuzu, daha önce bilmiyordunuz, şimdi artık biliyorsunuz…
Yeni bir sohbetimizde, yine buluşmak üzere, hoşça kalın…
Ozan Muhammet CANDAN
Grafikerler. Org.
İnsanların birçoğu, sahip oldukları yeteneklerin farkında bile değildir, sizde bunlardan birisi olabilirsiniz, kaldı ki, bu çok yüksek bir ihtimalle böyle. Nasıl bu kadar emin konuştuğumu düşünmeye başladığınızdan eminim, fakat bu benim keşfetmiş olduğum bir özelliğim, o yüzden, bu kadar emin bir şekilde size bunu söylüyorum.
Size, birkaç soru sormak istiyorum, biliyorum diyorsunuz ki, her yazınızda sorular soruyorsunuz, yok mu bunun bir sonu, var elbette, olmaz mı, fakat ben size soru sormadığım zaman, bu okuduklarınız, belki anlamlı bulduğunuz veya hiçbir anlam yükleyemediğiniz yazılar olarak kalacaktır.
Sorduğum sorular, sizinle, daha yakın bir diyalog kurabilmemi sağlıyor, siz bu yazıyı okurken, ben belki de uykuda olacağım, fakat bu sorular sayesinde, sizinle bir irtibat kurduğum için, yazılarımız, sohbet havasında olacak ve birlikte zaman geçirmiş olacağız.
Nasıl? Güzel değil mi? Sanırım, itiraz etmeyeceksiniz bu duruma, çünkü yazıyı yazan insanla birlikte, yazıyı okumak ve anlamaya çalışmak, keyifli bir zaman dilimi yaşamamıza olanak tanımış olacak.
Bu nasıl olacak ki, diyorsunuz? Böyle bir şey olabilir mi? Daha şimdiden, bu soruları duyuyorum ve haklı olduğunuzu da, söyleyebilirim. Fakat tamamen haklı olduğunuzu düşünmeyin sakın, birazdan bu düşüncenizde, çok da haklı olmadığınızı, okuyacağınız satırlarla baş başa kaldığınızda anlamaya başlayacaksınız.
Olabilir mi? Mümkün mü? Nasıl yani, gibi sorularınızı yanıtlayacak olan satırlarımıza başlayalım mı? Peki, başlayalım o zaman, bence mahsuru yok, çayınız, kahveniz veya sevdiğiniz içeceğiniz masanızda ve elinizin altındaysa, başlayabiliriz.
Bazen düşündüğünüz veya aklınızdan geçirdiğiniz bir arkadaşınızın, işte tam o sırada, karşınıza çıktığına veya sizi telefonla aradığına şahit oldunuz mu? Hep hayalini kurduğunuz bir iş, kapınızdan girdiğinde şaşırdınız mı? Peki, sadece bu kadar mı, elbette ki hayır, bazen aklınızdan geçen bir lezzete, yiyecek, içecek veya benzeri bir şeyler işte, ansızın bir arkadaşınızın sofrasında rastladığınız oldu mu? Uzun zamandır aramayan sevgili, ummadığınız bir zamanda aradı mı? Bu örnekler çoğaltılabilir, sanırım konuyu nereye getireceğim hakkında küçük bir ön bilgi için bu kadarı yeterlidir.
Bu soruların bazılarına veya tümüne “evet” dediğinizi duyar gibiyim, buna hiç şaşırmadım. Biliyorum, birçoğunuz, bunu hayatınızda, defalarca yaşadınız ve yaşamaya devam edeceksiniz. Bu, her insanın yaşadığı bir durumdur ve bu yaşadıklarınız çok mühimdir, kimileri bunu sadece bir rastlantı olarak değerlendirir, kimileri de bunu bilerek ve isteyerek yaşar. Bilerek ve isteyerek diyorum ama belki de bunu yaşamayı bilinçli olarak istemeseniz de, yaşarsınız. Bu konuda yazılmış, belki binlerce makale, yazı ve kitap vardır. Avrupalılar ve Amerikalılar bu konuları açıklığa kavuşturmak için defalarca setler kurmuşlar ve filmlerini yapmışlardır.
Çoğu kez, bu filmleri büyük bir gerilim içerisinde izlediniz ve gizemli bir güç olarak kabul ettiniz ve hatta yok daha neler, dediniz, oysa bu gizemli bir güç değil, her insanda olan bir yetenek ve kullanabileceği bir güç. Daha önce duydunuz mu, bilmiyorum, bilenleriniz olduğu kadar, ilk kez duyanlarda olabilir. Telepati’den bahsediyorum, yani insanların isteyerek, bilerek veya hiç farkında olmadan kurdukları iletişimden. Buna ben kendimce “isteyin, ulaşın, isteyin, gerçekleşsin” diyorum.
Yani, istediğiniz her şey mutlaka gerçekleşir, siz yeter ki, isteyin. Bunu tüm kalbimle inanarak yazıyorum, çokbilmiş bir insan edasıyla değil, buna inanan bir insan olarak size aktarıyorum. Daha dün gece bunun bir denemesini yaptım, aslında direk sorup annemden bunun yanıtını alabilirdim, fakat böyle yapmadım.
Aklıma uzun zamandır kullanmadığım yüzüğüm geldi geceleyin ve nerede olduğunu düşünmeme rağmen hatırlayamadım. Mutlaka evde bir yerlerdeydi ama o an hatırlayamadım ve aklıma gizli iletişim kurmak fikri geldi. Birçok kez deneyip hiç yanılmadığım gibi, bu denememde de kesin ve yüzde yüz sonuca ulaşmam beni hiç şaşırtmadı.
Üst kata çıktım ve uzandım, gözlerimi kapattım, yüzüğümü düşünmeye başladım ve onu çok istediğim halde, kullanamadığım için üzüntümü paylaştım. Kiminle mi? Elbette ki kendimle paylaştım, dış dünyadan tamamen arındırılmış bir şekilde tüm bunları düşündüm. Dışarıda olan seslere, gürültüye aldırmadım, sadece kendimi dinledim. Onu tekrar kullandığım zaman, bana ne kadar çok yakışacağını düşündüm. Öylece uyuyup kalmışım, sabahleyin uyandım ve kahvaltımızı yaptık, sonra yola koyulduk.
Araba ilerlemeye başlayalı henüz üç dört dakika bile olmamıştı, annem, “geçenlerde koltuğun altında yüzüğünü bulmuştum, bir aydır çantamda gezdiriyorum, bu gün, yarın derken, unuttum sana vermeyi” dediği zaman, istediğim şeyin sinyalinin, sahibine nasıl ulaştığına şaşırıp kaldım.
Aslında bildiğim ve istediğim bir şeydi, gece bu sinyali yollarken çok bilinçli bir şekilde yapmıştım, fakat yüzüğümün annemde olduğunu bilmiyordum, ben birisinde olabileceğini aklıma bile getirmemiştim, dikkat ederseniz, yüzüğüm kimdeyse, sinyali almış ve cevap hiç gecikmemişti.
Evet, bu anlattığım olayı henüz bu sabah yaşayan bir insanım. Siz de buna benzer beklide defalarca olay yaşadınız, belki farkında olarak, belki de hiç farkında olmayarak. Burada size anlatmak istediğim, insan gerçekten de, çok özel güçlerle ve kuvvetlerle donatılmıştır, sadece bunu keşfetmelisiniz ve yaşamınızda uygulamalısınız.
Ayrılmak üzere olduğunuz bir sevgilinizi düşünün, arıyorsunuz, telefonlarınızı açmıyor, mesajlarınıza yanıt alamıyorsunuz ve siz gün geçtikçe bu durum karşısında olumsuzluklar içerisinde savrulup gidiyorsunuz. Bu kötülüğü yapmayın kendinize, yapmanız gereken şeyler çok kolay, bunun için para veya başka şeyler harcamanıza gerek yok. Sadece düşünün, hayal edin ve her şey yoluna girsin, siz isteyin yeter ki, karşınızda ki, siz neyi nasıl isterseniz, o şekilde hareket edecektir. Sabırlı olun ve bekleyin, göreceksiniz, dediğim sonuçları elde etmeye başlayacaksınız.
Bu nasıl olacak, şimdi de bu konuda konuşalım, ne dersiniz? Bu arada çayınızı/kahvenizi tazelemeyi unutmayın.
Sizi aradığı zaman, telefonunuz çaldığında veya güzel bir mesaj geldiğinde neler hissediyordunuz? Onunla buluştuğunuzda, konuştuğunuzda neler hissediyordunuz? Onun size aldığı küçücük hediyeler için neler hissetmiştiniz? Onunla ilk kahvaltı yaptığınız veya simit yediğiniz o günü hatırlıyor musunuz? Peki, ya ilk konuştuğunuz an, neler hissetmiştiniz? İlk bakıştığınızda, ilk el ele tutuştuğunuzda, duygularınız nasıldı? Tüm bunları hatırlıyor musunuz? Elbette ki hatırlıyorsunuz, unutmak mümkün mü? O, sizin için, kavgalarınıza, gürültülerinize, anlaşmazlıklarınıza ve çatışmalarınıza rağmen, biliyorum, en değerliniz.
Şimdi, yukarıda saydıklarım içinde yaşadığınız heyecan, mutlulukları ve hayalleri, tekrar yaşayabilir misiniz?
Rahat olacağınız bir yere geçin, yalnız kalacağınız ve kimsenin sizi rahatsız edemeyeceği bir yere oturun. Bu tamamen size kalmış bir durum, nerede rahatsanız orada oturun, gözlerinizi kapatın ve o heyecanları yaşamaya başlayın.
Farz edin ki, telefonunuz çalıyor ve arayan sevgiliniz, gerçekte, aradığı zaman ne kadar mutlu oluyorsanız, düşünürken aynı şekilde mutlu olun. Devam edin, aklınıza, onunla ilgili gelebilecek, tüm güzellikleri getirin, tüm heyecanları yaşayın, zaman ayırın bunun için, bu, sizin, onun için peşinden koşturmaktan, onu merak etmekten ve olur olmaz düşünceler içerisinde dolanmaktan, daha iyi sonuçlar doğuracaktır, bundan emin olun.
Göreceksiniz, yollamış olduğunuz tüm pozitif düşünceler karşı tarafa ulaşacak ve gerekli mesajınızı mutlaka alacaktır. Tüm bunları yaparken inanın ve mesajınızın yerine ulaşacağından kesinlikle emin olun.
Bu şöyle bir şey, siz telefonla bir yeri ararsınız, numaraları doğru çevirdiyseniz, karşı taraf sizin aradığınızı duyar ve telefonu açar. Burada en önemli nokta işte burası, telefon numaralarını doğru çevirdiğinizden ve pozitif şeyler düşündüğünüzden emin olun, göreceksiniz, aradığınız kişi, isteklerinize mutlaka cevap verecektir.
Size bir örnek daha vereyim, bir zamanlar, çok samimi olduğunuz ama tanıdıkça sevmemeye başladığınız bir arkadaşınız oldu mu? Olmuştur mutlaka, sizin, onun hakkında düşünmeye başladığınız şeyleri, karşı tarafta hissetmeye başlar, çünkü bilinçaltınızdan, telefon numarasını çevirdiniz ve yeni düşüncelerinizi ona aktarmaya başladınız. Siz onun hakkında ne düşünüyorsanız emin olun, benzer şeyleri o da sizin için düşünmeye başlayacaktır. Bir süre sonra ilk karşılıklı tartışmanızda, buna şahitlik edersiniz.
Unutmayın, tüm bunları kullanabilmek ve gerçekleştirebilmek için, beyninizde saklı olan ve henüz düğmesine basmamış olduğunuz düğmeye dokunmalısınız. Dokunmayı başarabilmelisiniz, bu güç size ait ve kullanılmayı bekliyor.
Ne kadar başarılı olursunuz veya olamazsınız, ben o konuda size bir garanti veremem, fakat size söyleyeceğim çok önemli bir şey var; isteyin, hayal edin, düşünün ve isteğinize ulaşın.
Sizden önce, birçok kişi bunu başardı, farkında olmadan, siz de defalarca bunu yaptınız, uyku öncesi ve uyku sonrası tamamen açık olan bu sinyal yollama gücünüzü birçok kez yaptınız. Şimdi yapmanız gereken, farkında olmadan kullandığınız bu gücü, farkında olarak, bilinçli bir şekilde kullanmak, hepsi bu kadar basit.
Deneyin, denemekten hiçbir şey kaybetmeyeceğinizden emin olabilirsiniz. Unutmayın, böyle bir güce sahip olduğunuzu, daha önce bilmiyordunuz, şimdi artık biliyorsunuz…
Yeni bir sohbetimizde, yine buluşmak üzere, hoşça kalın…
Ozan Muhammet CANDAN
Grafikerler. Org.